Mahlukattan Rablerine yükselen ancak duadır…

Yeryüzü Mirasçıları'nın dua üzerine çalışmasıdır.

mehmedfethi, October - 8 - 2010 tarihinde ekledi. | 0 Yorum

“DU” MI ÜMNİYE Mİ?

Sırlı nice hazinelerin anahtarı olan dua; acziyeti gerektirdiği gibi ilmi de belli ölçüde zorunlu kılması bakımından kulu tamamlayan, Allaha eriştiren yegâne nimet ve hediyedir. İradi olan duanın neredeyse hepsi, ilimdendir. Evet bir işi istemek hem de net olarak istemek ilim ve araştırma gerektirir.  Bu anlamda şartlardan bihaber, sebeplere riayet edilmeksizin kurulan boş hayaller dua değildir. Kur’ani ifadesi ile bunlar “ümniye” kategorisine girer ki Kuran’da hep ‘istenilenin verileceğinden’ bahseder.  “Ümniyelerine ulaşacaklarını mı sanıyorlar” diye ayet de vardır. Burada Bediüzzaman Hazretleri’nin Lemaât’te geçen zihin mertebeleri bahsine müracaatla diyebiliriz ki; “tahayyül seviyesindekiler ümniyedir, tasavvurdakiler henüz istek olmamıştır; ancak tasdik ve sonrası istektir.”

Bu anlamda duayı hakkıyla edebilmek, ümniye ve vehim ile isteği ayrıştırmayı gerektirir. Fakat bir insan Allah’ı bildiği, duayı bildiği, makbul vakitleri gözettiği zaman; cehaleti baki ise, amma samimâne dua ederse, Allah da önce ona ilim bahşeder, duasını da sonra kabul eder… Bir insanın ihtiyacı olsa, Rabbini bilip hemen ellerinin ve kalbini Rabbisi’ne açmalıdır. İlim tahsili kaygısı ile duayı ertelemek doğru olmayacağı gibi ilimsiz edilen dua da, dua olması hasebiyle, bir huzur verir ve sevap kazandırır. Amma ilim ile edilen duâdır ki kulluğun özü olarak tavsif edilmiştir.

Hulâsâ, Rabb’e gönülden yönelmek isteyen kul önce Rabbi’ni bilecek, sonra kendini / istediğini bilecek. Hem ettiği duanın farkında olacak ve dua kavramını umumen bilecek. Sonrasında da devamlılık, ısrar ve tam teveccüh ile isteyecektir.

Elhâsıl: Ey insan! Senin elinde gayet zayıf, fakat seyyiâtta ve tahribâtta eli gayet uzun ve hasenâtta eli gayet kısa cüz-i ihtiyârî nâmında bir irâden var. O irâdenin bir eline duâyı ver ki, silsile-i hasenâtın bir meyvesi olan Cennete eli yetişsin ve bir çiçeği olan saadet-i ebediyeye eli uzansın. Diğer eline istiğfarı ver ki, onun eli seyyiâttan kısalsın ve o şecere-i mel’unenin bir meyvesi olan zakkum-u Cehenneme yetişmesin.*

*26. Söz’den

İnsanın istediğini bilmesi; neye muhtaç olduğunu bilmesi ona fakrını, Kendisi’nden istenen Allah’ın büyüklüğü de ona kudretinin darlığını bildirir/hatırlatır. Aczini ve fakrını bilen insan Cenab-ı Allah’ı vicdanen tanır. Bu ise “Marifetullah”tır ki “…ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.” manasının bir tefsirine girer… İşte dua en büyük bir ibadettir. Evet; “Kime dua kapısı açılmışsa, ona pek çok hayrın kapısı açılmıştır”.

-Not: Duâ Âdâbı yazı serisi Yeryüzü Mirasçıları Forumu’nda muhtelif zamanlarda genelde soru-cevap formatında gerçekleşmiş olan diyalogların derlenmiş hâlidir.-